Tango
Bir Dosttan Daha Fazlası
Tango… Nazlı ve Hakan’ın sevgili evlatları, benimse köpeklerle olan ilişkimi tamamen değiştiren o özel varlık. Gece Kanada’nın karlı sokaklarında eve doğru yürürken aklıma Tango düştü. Karı çok severdi ve yerdi. Şimdi burada olsa bu karların arasında çılgına dönerdi diye düşündüm.
Hayatıma girdiği andan itibaren köpeklere dair tüm algımı altüst etti. Çocukluk yıllarımda bir köpeğin saldırısına uğramıştım. O gün hissettiğim korku, yıllarca benimle kaldı. Köpeklerle olan ilişkim hep mesafeli, kontrollü ve bir sınırın ötesine geçmeyen bir düzeyde kaldı. Ta ki Tango’yla tanışana ve onun o kocaman gövdesi ile -ayaklarımın dibinde sevmem için- kendini bıraktığı teslimiyet anlarına kadar.
Tango, yalnızca bir köpek değildi. Ona bakarken hep “İçine insan kaçmış,” derdim. Hatta çoğu zaman, onun birçok insandan daha “insan” olduğunu düşünürdüm. Şefkati, vefası, sevildiğini bilişi ve sevdiğini tüm zarafetiyle gösterebilmesi, insanlığın bazen unuttuğu değerleri bana hatırlatıyordu.
Onunla göz göze geldiğimde bir bağ kurduğumu hissederdim. Bu sadece bir bakış değil, bir tür iletişimdi. Sevgi dolu gözleri, sanki “Seninleyim” derdi. Ve ben de ona hep aynı şekilde karşılık verdim. Tango, sevgiyi öğretmek için yaratılmış bir varlıktı sanki.
Tango’nun bu dünyadan göçüp gittiği gün, geride yalnızca bir köpeğin vedası değil, koca bir sevginin izleri kaldı. Nazlı ve Hakan, onun ardından yas tuttular. Bu, yalnızca bir köpeği kaybetmek değil, bir dostun, bir yol arkadaşının ve ailenin bir üyesinin kaybıydı.
Tango ardından, insanın kendi yaşamını sorgulatan bir soru bıraktı: “Eğer bizim bu dünyadaki varlığımız insanlık dediğimiz şeyse, onun bir köpek olarak yaşadığı hayat daha anlamlı olabilir mi?”
Köpekler, insanın yalnızca dostu değil; bazen onun en saf, en masum ve en koşulsuz sevgisini hatırlatan aynası. İnsanlık, çoğu zaman egoları, hırsları, korkuları, önyargıları arasında sevginin saflığını unutabiliyor. Ama bir köpek size bakarken, tüm bu karmaşayı bir kenara bırakıp ve sadece kalbinize dokunmasına izin verebilirseniz eğer, bambaşka bir duygunun içinde buluyorsunuz kendinizi.
Tango, bana şunu öğretti: Sevgi, bir tür saf bağlantıdır. İletişim, illa sözcüklerle kurulmaz. Şefkat, bazen yalnızca bir bakış, bir dokunuş ya da yanınızda sessizce oturmakla ifade edilir.
Tango, insanlık dediğimiz şeyin bazı köpeklerde daha çok bulunduğunu kanıtlayan bir varlıktı. Onun ardından aklıma hep şu soru geliyor: “Biz, onun gösterdiği sevgiyi gösterebiliyor muyuz? O koşulsuz sadakati, o vefayı ve o saf şefkati yaşayabiliyor muyuz?”
Tango, sadece bir köpek değildi. O, insanın kalbine dokunan, yaşamın en saf yanlarını gösteren bir dosttu. Bize bıraktığı sevgi dolu anılarla hep yaşayacak.
Kısa ama anlamlı bir yaşamın oldu. Ama sevginin, dostluğun ve insan olmanın ne anlama geldiğine dair büyük bir hatıra bıraktın. Teşekkürler, Tango. Bizlere insanlık dediğimiz o derin kavramı bir köpek bedeninde, mükemmel bir şekilde hatırlattığın ve bana bu satırları yazdırdığın için.


